Sedef Dündar, Cihan Yücel, Mücahit Ergin, Serkan Ketenciler

Department of Cardiovascular Surgery, Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu City Hospital, İstanbul, Türkiye

Anahtar Kelimeler: Bivalirudin; ECMO; heparine bağlı trombositopeni; papiller kas rüptürü; sağ ventrikül yetmezliği.

Özet

Ekstrakorporeal membran oksijenasyonu (ECMO), refrakter kardiyopulmoner yetmezlik olgularında geçici dolaşım ve oksijenasyon desteği sağlayan ileri yaşam destek yöntemlerinden biridir. Ancak ECMO devrelerinin biyouyumluluğunun sınırlı olması ve sistemik inflamatuvar yanıtı tetiklemesi nedeniyle koagülasyon bozuklukları sık görülmekte ve dikkatli bir antikoagülasyon yönetimi gerekmektedir. Standart antikoagülan olarak fraksiyone edilmemiş heparin (UFH) kullanılmakla birlikte, heparine bağlı trombositopeni (HIT) gelişen olgularda alternatif ajanlara ihtiyaç duyulmaktadır. Posterior papiller kas rüptürüne bağlı akut mitral yetersizliği gelişen 59 yaşındaki erkek hastaya acil mitral kapak replasmanı ve koroner arter baypas greftleme (CABG) uygulandı. Ameliyat sonrası sağ ventrikül yetmezliği gelişmesi üzerine venoarteriyel ECMO desteği başlatıldı. ECMO’nun beşinci gününde ilerleyici trombositopeni ve santral kateter trombozu saptandı. Yüksek 4T skoru nedeniyle HIT düşünüldü ve UFH infüzyonu kesilerek alternatif antikoagülan olarak bivalirudin tedavisine başlandı. Antikoagülasyon süreci, aktive edilmiş pıhtılaşma zamanı (ACT) ve aktive parsiyel tromboplastin zamanı (aPTT) ile izlenerek terapötik hedeflere ulaşıldı. İzlem süresince majör kanama veya trombotik komplikasyon gelişmedi. Hasta, 15. günde ECMO’dan ayrıldı ve ameliyat sonrası 74. günde stabil durumda taburcu edildi. Bu olgu, ECMO desteği alan ve HIT gelişen hastalarda bivalirudinin güvenli ve etkili bir antikoagülasyon seçeneği olduğunu göstermektedir. Heparinin kontrendike olduğu durumlarda bivalirudin, bireyselleştirilmiş antikoagülasyon stratejilerinde önemli bir alternatif olarak değerlendirilebilir.