Orta Rakımda Yaşayan Çalışan Erkeklerde Eritrositoz ile Önceki Derin Ven Trombozu Arasındaki İlişki: Retrospektif Kesitsel Bir Çalışma
Ferid Gojayev1,2
, Fatih Oğur3
, Ahmet Fethi Atılgan4
1Department of Cardiovascular Surgery, Koşuyolu High Specialization Training and Research Hospital, İstanbul, Türkiye
2Temporarily assigned to the Department of Cardiovascular Surgery, Şehit Aydoğan Aydın State Hospital, Şırnak, Türkiye
3Department of Family Medicine, Chief Medical Officer Şehit Aydoğan Aydın State Hospital, Şırnak, Türkiye
4Department of Emergency Medicine, Şehit Aydoğan Aydın State Hospital, Şırnak, Türkiye
Anahtar Kelimeler: Derin ven trombozu; eritrositoz; hemoglobin; lipoproteinler; orta rakım.
Özet
Amaç: Derin ven trombozu (DVT), venöz tromboembolizme bağlı morbidite ve mortalitenin önemli nedenlerinden biridir. Orta rakımda kronik yaşam, adaptif eritropoez yoluyla eritrositozu teşvik edebilirken, yüksek düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL) kolesterol düzeyleri endotelyal disfonksiyon ve vasküler inflamasyona katkıda bulunabilir. Bu çalışmada, orta rakımda yaşayan çalışan erişkin erkeklerde önceki DVT sıklığının belirlenmesi ve eritrositoz ile LDL kolesterolün önceki DVT ile ilişkisinin araştırılması amaçlandı.
Yöntem: Bu retrospektif kesitsel çalışmaya deniz seviyesinden yaklaşık 1300–1400 metre yükseklikte yaşayan 200 çalışan erişkin erkek dahil edildi. Katılımcılar, tıbbi kayıtlarda kompresyon venöz ultrasonografi ile doğrulanmış önceki DVT öyküsünün varlığına göre gruplandırıldı. Eritrositoz belirteçleri olarak hemoglobin ve hematokrit, temel metabolik değişken olarak LDL kolesterol değerlendirildi. Yaş, sigara kullanımı, hipertansiyon, trombosit sayısı, beyaz küre sayısı, eritrosit sayısı ve C-reaktif protein (CRP) ikincil değişkenler olarak incelendi. Düşük olay sayısı ve hematokritte tam ayrışma nedeniyle ilişkiler tek değişkenli Firth cezalandırılmış lojistik regresyon analizi ile değerlendirildi.
Bulgular: Önceki DVT yedi katılımcıda (%3,5) saptandı. Önceki DVT öyküsü olan katılımcılar, DVT öyküsü olmayanlara göre daha gençti (33,0±5,1’e karşı 39,1±8,8 yıl; p=0,018) ve hemoglobin düzeyleri daha yüksekti (17,83±0,86’ya karşı 16,88±0,98 g/dL; p=0,027). Tek değişkenli Firth lojistik regresyon analizinde hemoglobindeki her 1 g/dL artış, önceki DVT olasılığında artış ile ilişkili bulundu (OR 2,94; %95 GA 1,32–6,71; p=0,009). Önceki DVT öyküsü bulunan katılımcıların tamamında hematokrit ≥%49 iken, DVT öyküsü olmayanlarda bu oran %74,1 idi. Firth regresyonu hematokrit ≥%49 için sonlu ancak belirsiz bir tahmin sağladı (OR 5,28; %95 GA 0,62–689,64; p=0.151). Ortalama LDL kolesterol düzeyleri gruplar arasında benzerdi (122,0±34,3’e karşı 121,2±29,6 mg/dL; p=0,952). Sigara kullanımı, hipertansiyon, trombosit sayısı, beyaz küre sayısı, eritrosit sayısı ve CRP ile önceki DVT arasında anlamlı ilişki saptanmadı (tüm p>0,05).
Sonuç: Orta rakımda yaşayan bu nispeten genç ve homojen erkek popülasyonun %3,5’inde önceki DVT öyküsü saptandı. Daha yüksek hemoglobin düzeyleri tek değişkenli analizde önceki DVT ile ilişkiliydi; ancak olay sayısının düşük olması nedeniyle yaş dahil çok değişkenli düzeltme yapılamadığından bağımsız bir ilişki gösterilemedi. Bu nedenle bulgular keşifsel ve hipotez oluşturucu olarak değerlendirilmelidir ve daha büyük prospektif çalışmalarla doğrulanmalıdır.
