ST Segment Yükselmeli Miyokart Enfarktüsü Hastalarında Düzeltilmiş QT Süresi ile Koroner Yavaş Akım Gelişimi Arasındaki İlişkinin Değerlendirilmesi
Selçuk Opan
, Alparslan Şahin
, Fatma Nihan Turhan Çağlar
Department of Cardiology, Bakırköy Dr. Sadi Konuk Training and Research Hospital, İstanbul, Türkiye
Anahtar Kelimeler: Düzeltilmiş TIMI kare sayısı; primer perkütan koroner girişim; QTc; ST segment yükselmeli miyokart enfarktüsü.
Özet
Amaç: Düzeltilmiş thrombolysis in myocardial infarction (TIMI) kare sayısı (CTFC), ST segment yükselmeli miyokart enfarktüsü (STEMI) hastalarında primer perkütan koroner girişim (PKG) sonrasında koroner kan akımının değerlendirilmesinde kullanılan kantitatif bir anjiyografik yöntemdir. Düzeltilmiş QT (QTc) süresinin miyokardiyal iskemi ve kötü kardiyovasküler sonuçlarla ilişkili olduğu bilinmektedir. Ancak QTc süresi ile CTFC arasındaki ilişki yeterince araştırılmamıştır. Bu çalışmada primer PKG uygulanan STEMI hastalarında QTc süresi ile CTFC arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amaçlandı.
Yöntem: Çalışmaya başarılı primer PKG uygulanan 133 STEMI hastası retrospektif olarak dahil edildi. Hastaların demografik, klinik, laboratuvar, elektrokardiyografik ve anjiyografik verileri değerlendirildi. QTc süresi başvuru elektrokardiyogramlarından hesaplandı. Koroner akım primer PKG sonrası CTFC kullanılarak değerlendirildi. CTFC ile diğer değişkenler arasındaki ilişkiler Spearman korelasyon analizi ile incelendi.
Bulgular: Hastaların yaş ortalaması 56±12 yıl olup, %80,5’i erkekti. Ortalama QTc süresi 457,46±55,92 ms, ortalama CTFC değeri ise 35,78±22,99 olarak bulundu. QTc süresi ile CTFC arasında anlamlı ilişki saptanmadı (r=-0,020; p=0,816). Laboratuvar parametreleri arasında yalnızca nötrofil sayısının CTFC ile pozitif yönde (r=0,177; p=0,042), lenfosit sayısının ise negatif yönde korelasyon gösterdiği belirlendi (r=-0,178; p=0,040). Diğer klinik, laboratuvar ve prosedürel değişkenler ile CTFC arasında anlamlı ilişki bulunmadı.
Sonuç: Bu bulgu, QTc süresinin CTFC ile değerlendirilen koroner mikrovasküler reperfüzyonu doğrudan yansıtmayabileceğini düşündürmektedir. Buna karşın nötrofil ve lenfosit sayılarının CTFC ile ilişkili bulunması, inflamasyonun koroner mikrovasküler perfüzyon üzerindeki rolünü desteklemektedir.
