Düşük Preoperatif Ejeksiyon Fraksiyonunun Koroner Arter Bypass Cerrahisi Sonrası Erken Dönem Klinik Sonuçlara Etkisi
Bedirhan Buğra Bayıcı
, Fatih Kızılyel
, Safa Özçelik
, Mehmet Rum
, Murat Bülent Rabuş
Department of Cardiovascular Surgery, Koşuyolu High Specialty Training and Research Hospital, İstanbul, Türkiye
Anahtar Kelimeler: Kardiyak cerrahi; koroner arter baypas cerrahisi; ejeksiyon fraksiyonu; hastanede kalış süresi; sol ventrikül disfonksiyonu; postoperatif morbidite.
Özet
Amaç: Sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonundaki (EF) düşüklük, koroner arter baypas greft (KABG) operasyonları sonrasında gelişebilecek komplikasyonlar açısından kabul görmüş bir risk unsurudur. Bununla birlikte, bu durumun erken postoperatif dönemdeki iyileşme sürecine (örneğin uzamış hastanede kalış süresi veya mekanik destek gereksinimi) etkileri literatürde henüz tam olarak netlik kazanmamıştır.
Yöntem: Bu araştırmada, kliniğimizde yalnızca KABG operasyonu geçirmiş 482 hastanın verileri geriye dönük olarak analiz edildi. Hastalar, ameliyat öncesi ölçülen EF değerlerine göre iki gruba ayrıldı: EF <%40 ve EF ≥%40. Birincil sonlanım ölçütü, altı günden uzun süren yatış olarak tanımlanan uzamış hastanede kalış süresiydi. Ayrıca yoğun bakım ünitesinde (YBÜ) kalış süresi, mekanik ventilasyon süresi ve intraaortik balon pompası (İABP) kullanımı gibi ikincil iyileşme ölçütleri de değerlendirildi. Uzamış hastanede yatışın bağımsız öngörücülerini belirlemek amacıyla çok değişkenli lojistik regresyon analizi uygulandı.
Bulgular: Cerrahiye EF'si <%40 (n=25) ile giren hastalar, yüksek EF grubuna kıyasla anlamlı olarak daha uzun süre hastanede kaldı (ortanca 7 [6–10] güne karşılık 6 [5–7] gün, p=0,001). Ayrıca bu hastalarda İABP desteği gereksinimi anlamlı düzeyde daha yüksekti (%28.0'a karşılık %5,9, p<0,001). Bu hastalar YBÜ'de daha uzun süre kalma eğiliminde olsalar da bu fark istatistiksel anlamlılık sınırında kaldı (p=0,057). Diğer değişkenler açısından düzeltme yapıldıktan sonra, EF'nin <%40 olması uzamış hastanede yatışın güçlü ve bağımsız bir öngörücüsü olmaya devam etti (OR: 4,42, %95 GA: 1,67–11,74, p=0,003). Ayrıca kardiyopulmoner baypas süresi de uzamış hastanede yatış için bağımsız bir risk faktörü olarak belirlendi (OR: 1.007, %95 GA: 1,002–1,012, p=0,008).
Sonuç: Düşük preoperatif ejeksiyon fraksiyonu, KABG sonrasında hastaneden taburculuğun gecikmesi ve mekanik dolaşım desteği gereksiniminin artması açısından bağımsız bir belirteçtir. EF'nin değerlendirilmesi, klinisyenlere erken postoperatif dönemde karşılaşılabilecek güçlükleri öngörmede ve hasta bakımını buna göre planlamada pratik bir araç sunmaktadır.
