Gönül Zeren1, Fatma Can1, Mustafa Azmi Sungur1, Şahin Yılmaz2, Can Yücel Karabay1

1Clinic of Cardiology, Dr. Siyami Ersek Thoracic and Cardiovascular Surgery Training and Research Hospital, İstanbul, Türkiye
2Clinic of Anaesthesiology, Dr. Siyami Ersek Thoracic and Cardiovascular Surgery Training and Research Hospital, İstanbul, Türkiye

Anahtar Kelimeler: Atriyal fibrilasyon; antikoagülan ilaçlar; tromboembolizm

Özet

Giriş: Non-valvüler atriyal fibrilasyonu (AF) olan, uzun süreli antikoagülan tedavi alamayan ya da antikoagülan tedaviye rağmen tromboemboli geçiren olgularda, perkütan sol atriyal apendiks kapatma (SAAK) düşünülmektedir. Sol atriyal apendiksin (SAA) yapısal özelliği ile hastaların klinik özelliklerinin yüksek değişkenliği, prosedürün zorluğunu desteklemektedir. Biz bu çalışmada, tek merkezli SAAK deneyimimizi ve hastaların hastane içi takip sonuçlarını vermeyi amaçladık.

Hastalar ve Yöntem: Çalışmamıza kardiyoloji kliniğimizde 2017-2022 yılları arasında SAAK yapılan hastalar retrospektif olarak alındı. Hastaların tüm klinik, laboratuvar ve görüntüleme özellikleri ve hastane içi takip sonuçları değerlendirildi.

Bulgular: Çalışmaya dahil edilen toplam 29 hastanın yaş ortalaması 78 (65-82, IQR= 25-75) ve çoğunluğu erkek (%58.6) idi. CHA2 DS2 -VASc’nin medyan skoru 4 (4-6, IQR= 25-75) idi. Ayrıca HAS-BLED skorunun ortanca değeri 3 (3-4, IQR= 25-75) idi. İşlem sırasında tam kapanma, küçük kanama ve perikardiyal tamponad oranı sırasıyla 27 (%93.1), 1 (%3.4) ve 1 (%3.4) idi ve bir hastada işlemden hemen sonra cihaz yerinden çıktı (%3.4). SAA’nin en sık görülen tipi tavuk kanadı idi (%51.7).

Sonuç: Ülkemizde yapılan, tek merkezli, nispeten yüksek hasta sayısına sahip bu çalışmada, LAAK işleminin başarı oranı yüksektir.